Elk

screen696x696-1Seyahatlerde özellikle döviz kuruna aşikar olmadığım bir ülkede alışveriş yaparken genelde tam olarak ne kadar ödediğimin hesabını kaçırırım. Bu tahminimce birçoğumuzun da sorunu. Bu konuda en çok kullanılan uygulama olan XE için çok da kullanıcı dostu denemez. Sadelik ve kullanım kolaylığı sizin için de daha önemli ise Elk oldukça başarılı bir alternatif.

Konumuzunu kullanarak, hangi kura gereksinim duyduğunuzu otomatik belirleyen uygulama karşınıza sık kullanılan değerlerin tablosunu ve onun kendi belirlediğiniz kur karşılıklarını gösteriyor. Ayrıca Apple Watch sahibi iseniz, uygulamanın saatiniz için de eklentisi mevcut. İndirmesi bedava, ve 2-haftalık deneme süresinden sonra Pro özellikleri kullanmaya devam etmek isterseniz bir kerelik ödeme yapmanız gerekiyor.

iTunes bağlantısı için tıklayınız

Reklamlar

Google Takvim sonunda iPad’de

iOS ekosisteminde çok daha yenilikçi ve özellik içeren takvim uygulamalı var, ancak, basitliği, kullanışlılığı, ve Google’ın desteği ile iPhone’umda en çok kullandığım uygulamalardan olan Google Takvim’i iPad’imde kullanmak istediğimde ise iPhone versiyonunun 2x büyütülmiş hali pek de iç açıcı değildi.

İşte bu durum artık değişti. Bu hafta Google Takvim’e gelen güncelleme artık iPad’de özel bir versiyonu içeriyor. iPad’in büyük ekranının nimetlerinden tam kapasite ile faydalanmayı sağlayan yeni sürüm şimdilik bizleri mutlu ederken, Google geliştirme blogunda çok yakında Labs’den mezun olacak bazı özellikleri de iOS ortamına getireceklerinin müjdesini verdiler.

Google’ın Resmi Duyurusu: https://www.blog.google/products/g-suite/calendar-on-ipad-ready-for-business/

 

APFS

Bugün biraz dosya sistemlerinin tekniği ile ilgili yazmak istedim. Malum, geçtiğimiz hafta iOS 10.3 güncellenmesi son kullanıcılara gönderildi. Bu son güncelleme beraberinde Apple File System (APFS) adında yepyeni bir dosyalama sistemi getirdi.

APFS geçen yıl WWDC’de kamuya tanıtılmıştı ve şimdi 30 yaşında olan hiyerarşik dosyalama sistemi (HFS)’nin yerini aldı. APFS’nin tasarımı SSD depolama mantığının etrafında geliştirildi ve daha güvenli olmasının yanı sıra, sistemleri daha verimli kullandığı için hız artışı ve alan tasarrufu gibi memnuniyetle karşılayacağımız faydalarla geliyor.

Son güncelleme ile birlikte telefon ve tabletlerimizde hissettiğimiz hızlanmanın en önemli iki nedeninden biri APFS. Şimdi sırada bu dosyalama sisteminin Mac’lerde de kullanılması var.

Apple Workflow’u bünyesine kattı

Yaklaşık 7 yıl önce Siri, bağımsız bir şirket iken, Apple kişisel dijital asistanların potansiyeli farketmiş ve yüklü bir miktar ödeyerek Apple’ın hem fikri hem de fiziki dünyasına dahil etmişti. Bugün Siri, hem iOS’in hem de OS X’in bir parçası.

Şimdi benzer bir durumu Apple ile Workflow arasında görüyoruz. OS X’de AppleScript ve Automator kullanarak bazı işleri otomatikleştirebiliyorduk, ama benzer şeyleri iOS’de yapabilmek için IFTTT gibi uygulamalara başvurmak zorunda kalıyorduk.

Bugün Apple, Workflow’u satın aldığını duyurdu. Workflow, birden fazla aşama ve birden fazla uygulama içeren işleri iPhone ve iPad’inizde kolayla tasarlayıp çalıştırmanıza imkan veren bir uygulama. Örneğin, tek bir tuşa basarak son çektiğiniz fotoğrafı favori bulut depolama alanınıza gönderebiliyorsunuz.

Bu satın alma sonrası, Apple Workflow’u hemen kapatmak yerine, daha fazla kullanıcıya ulaşması için $2,99’lık fiyat etiketini ortadan kaldırdı ve herkes için ücretsiz hale getirdi. App Store’dan kalkmadan indirmenizi ve denemenizi öneririm.

Bundan sonrası için herhangi bir açıklama henüz yapılmadı ancak iOS’in içinde bütünleşik bir hale dönüştürüleceği konusunda hiçbir şüphem yok.  Özellikle iPad Pro ile dizüstü bilgisayarlar arasındaki kullanım farkını daha da azaltma potansiyeli görüyorum. Zamanlama konusuna gelirsek, Workflow’un iOS 11’e yetişmesi pek olası değil. iOS12’nin betalarında ilk izlerini görebiliriz.

IFTTT kullananlar, ya da bizzat Workflow’u kullananlar sizlerin yorumları nedir?

iPhone 7/7+ Product (RED) Edition

Apple ve dünyada HIV/AIDS ile savaşan başlıca kurumlardan olan (RED) işbirliği uzun sürelerdir devam ediyordu. Apple’ın amiral gemileri iPhone 7 ve 7 Plus’ın Product (RED) özel versiyonları Cupertino merkezli firmanın ilk özel üretim telefonları olarak tarihe geçmiş oldu.

Hafif koyumsu bir kırmızı renge sahip modellerin ön yüzleri ise beyaz. Rengi dışında tüm özellikleri aynı ve tıpkı Simsiyah modeli gibi sadece 128 ve 256GB kapasiteli olarak piyasaya çıkacak. 24 Mart’tan itibaren satın alınabilecek bu özel versiyonun satış fiyatı da diğer modellerle aynı olacak. (128 için 4,949TL, 256 için 5499TL)

Tüm (RED) ürünlerinde olduğu gibi, satıştan elde edilecek gelirin bir kısmı AIDS ile savaşan (RED) vakfına aktarılacak.

Apple 1,599TL’lik yeni iPad’i duyurdu

Apple bugün öyle alıştığımız keynote sunumu olmadan, sessiz sedasız bir şekilde 9.7 inçlik yeni iPad’i tanıttı ve 24 Mart’tan itibaren de satışa sunacağını duyurdu. Retina ekranlı bu yeni iPad’in adı da sadece iPad ve fiyatları da 1,599TL’den başlayacak.

Böylece iPad Pro ile iPad mini arasında satışta olan iPad Air 2 tarihe karışmış olacak. Dış görüntüsü 9.7 inçlik iPad Pro’ya çok benzeyen bu yeni modelde önemli farklar bulunmakta. Bunların başında Apple’ın A9 çipi gelmekte (Pro’da daha güçlü A9X çipi var). Ayrıca yeni iPad, Pro gibi Apple Pencil uyumlu değil ve Pro’nun 12MP’lik kamerasına karşılık sadece 8MP’lik bir kamerası var.

Apple bu fiyatlandırma ve konfigürasyon politikası ile, daha çok gündelik kullanıma önem vermiş gibi duruyor. iPad’ini yalnızca video izlemek ve internette gezinmek için kullanan bir kitleyi hedeflemiş.

Daha pahalı olan kardeşi ile aynı çözünürlüğe sahip olan yeni iPad’de, kardeşinin TrueTone özelliği de bulunmamakta. Eğer Pencil kullanma gibi bir amacınız yoksa, ve Photoshop gibi ciddi işlemci gücü gerektiren programlar kullanmayacaksanız. Youtube, BluTV, ya da puhutv izleyecek, facebook’a girip, maillere bakıp, biraz da internette gezinecekseniz, yeni iPad sizin için.

Siri Noel Baba’ya da yardım ediyor!

apple.com ziyaretçilerini, Apple’ın yeni TV reklamı karşılıyor. Bu reklamda, Noel Baba’nın yılbaşı gecesi yoğunluğunda Siri’den nasıl yardım aldığı görüyoruz. Sevimli olmuş…

Yeni Macbook Pro’lar görücüye çıktı

Son 1 aydır, yeni Macbook Pro’larla ilgili haberler oldukça artmıştı. Hatta, spekülasyonlar kasa tasarımının karbon fiber olacağı gibi oldukça uç noktalara bile ulaştı. Ancak, az önce Apple’ın satış websitesindeki meşhur sarı etiketli sayfanın kaldırılmasının ardından gerçek gün yüzüne çıktı.

Yeni Macbook Pro’lar beklenildiği gibi Intel’in yeni nesil işlemcileri ile donatıldı. 13″‘lik modeller artık çift çekirdekli 2.3GHz Core i5 ve yine çift çekirdekli 2.7GHz Core i5 işlemci seçeneğine sahipken, 15″ ve 17″‘lik modellerde dört çekirdekli 2.3GHz Core i7 işlemci ile donatılabilecek. Grafik işlemcilerinde de büyük bir sıçrama yapan yeni modellerde 3 kata kadar hız artışı vaat ediliyor. Bir güncelleme de iSight kamerasına yapılmış, artık 720p HD çekim yapılabilecek ve Facetime görüşmeleri HD kalitesinde ve genişekran destekli olacak.
Ama gelelim esas yeniliğin olduğu alana. Son nesil Macbook Pro’ların I/O portları Firewire 800, USB 2.0 ve DisplayPort idi, şimdi Intel’in geliştirdiği Thunderbolt sistemini ilk kullanan sistem olma ünvanını Macbook Pro’lar almış oldu.
Nedir peki bu Thunderbolt ve hız farkı gözlemlenebilecek boyutta olacak mı?
Intel’in Apple ile birlikte geliştirdiği bu teknoloji temelinde iki farklı teknoloji yatıyor. PCI Express ve DisplayPort. PCI Express ile RAID cihazları ve video yakalama çözümleri direkt olarak MacBook Pro’ya bağlanabilecek. Thunderbolt ayrıca bağlanılan cihazlara 10 watt’lık güç de sağlayabiliyor. Bu gelişme artık çoğu ek güç adaptörlerine de ihtiyaç kalmayacağı anlamına geliyor. Thunderbolt’un bir diğer yeniliği de DisplayPort sayesinde, artık yüksek çözünürlük destekleyen monitörler de tek bir porttan beslenebilecek. Şimdi bir de gelelim hız konusuna.
Hepimizin şu anda en çok kullandığı port olan USB 2.0’ın veri transfer hızı 480Mbps, bu hız Firewire 800’de adından da anlaşılabileceği gibi 800Mbps’ye çıkıyor, PCI Express’te bu hız bir sıçrama yaparak 2.5Gbps’a ulaşıyor. USB’nin yeni nesil portu olan USB 3.0’da bu hız 5Gbps’ye ulaşmışken, Thunderbolt tüm bunları da aşarak 10Gbps ile zirveye en yakın teknolojiyi bile ikiye katlayarak yerleşiyor. Evet 10Gbps, bu hız USB 2.0’ın 12 katından fazla.
Yeni Macbook Pro’da tek bir Thunderbolt portunun olması hemen yeni bir soruyu akıllara getirebilir. Peki birden fazla cihazımız için habire kablo mu takıp çıkaracağız. Bu sorunun cevabı bizleri mutlu edecek şekilde: Hayır. Aynı kabloda iki kanaldan 10Gbps’lik hızla transfer yapılabildiği için papatya zinciri kurarak istediğiniz kadar cihazı peşpeşe bağlayabileceğiz.
Tüm bu büyük yeniliklerin yanı sıra Apple ufak iyileştirmelerle Macbook Pro’ları daha da çekici hale getirmiş. Ağırlıkları çok fazla olmasa da azaltılan tüm serinin bazı modellerinde daha büyük trackpad sunuluyor.
Son günlerde Vatan Bilgisayar, Bimeks, Teknosa vb mağazalarında indirime giren Macbook Pro’ların nedeni de bu haberle anlaşılmış oldu. 2011 model Macbook Pro’lar bakalım Türkiye’ye ne zaman gelecek…

 

Microsoft ve Apple elele, Blu-Ray’ler çöpe


Apple ve Microsoft’un pek de iyi geçinmediğini, özellikle iki şirketin adaş CEO’larının yaptıkları açıklamalardan, hepimiz iyi biliyoruz. Fakat Apple, Sony’nin Blu-ray disk formatına karşı direncine bir destek Microsoft’tan geldi.

Microsoft Xbox İngiltere biriminin başı Steven McGill verdiği demeçte, “Blu-ray disklerin yüksek çözünürlüklü format olarak şirketi tarafından esgeçileceğini” resmi olarak açıkladı. Microsoft’un oyun konsolunda daha eski bir format olan DVD’de kalmasının doğru bir karar olduğunu ve şimdi streaming akımının ve bunun için gerekli altyapının daha da güçlenmesinin bu kararın doğruluğunun ispatı olduğunu ekledi.

Tabi şimdi nedir bu Blu-ray’in çektiği diyebilirsiniz, önce Toshiba, Sony’nin karşısına HD-DVD diye bir format çıkardı. Uzun bir süre format savaşları yaşandı ve Blu-ray bu savaşın galibi olarak daha güçlü bir şekilde yoluna devam etti. Fakat yorgun savaşçının geleceğini şahsen çok iyi görmüyorum.

Şu anda her ne kadar çok uzakmış gibi görünse de, müzik kasetlerinin başına gelenler, kesinlikle CD, DVD, Blu-ray gibi disklerin de başına gelecek.